Azerbaycan hava sahasının güneye kapatılmasıyla küresel havacılık 100 kilometrelik dar bir koridora mahkum oldu. Uzayan rotalar ve artan yakıt maliyetleri, Körfez merkezli aktarma modelini tehdit ederken İstanbul ön plana çıkmaya başladı.
Körfez’deki çatışmalar ve hava sahası kısıtlamaları, uluslararası uçuş rotalarını yeniden şekillendirdi.
Azerbaycan’ın güney hava sahasının kapanması ve İran-Irak hattındaki sınırlamalar nedeniyle uçuşlar kuzey ve güney koridorlarına yönelirken, havayolu şirketleri artan mesafe, yakıt maliyeti ve yoğun trafik baskısıyla karşı karşıya kaldı.
BBC‘nin haberine göre Azerbaycan’ın güney kesiminde hava sahasının kapatılması, bölgedeki uçuş yoğunluğu üzerinde ek bir baskı oluşturdu.
Normal şartlarda küresel havacılık için önemli bir geçiş noktası olan bölgedeki trafik, çatışmalar nedeniyle ciddi şekilde etkilendi.
Bir dron saldırısının ardından küçük Orta Asya ülkesinin hava sahasının büyük bölümü kısıtlanırken, uçuşlar ülkenin kuzeyinde yaklaşık 100 kilometrelik dar bir koridora sıkıştı.
Havacılık uzmanı John Strickland, mevcut tabloda havayollarının karşısında “çok sınırlı seçenekler” bulunduğunu söyledi.
Rusya, İran ve Irak üzerinden geçişler sınırlandırıldı
Batılı havayolları 2022’de Ukrayna savaşının ardından Rus hava sahasından, özellikle Sibirya rotalarından kaçınmaya başlamıştı.
Son gelişmelerle birlikte İran ve Irak hava sahaları da uçuşlara kapatıldı veya güvenlik nedeniyle tercih edilmemeye başlandı. Şirketler alternatif olarak kuzey veya güney koridorlarını kullanmak zorunda kaldı.
Flightradar24 verilerine göre Azerbaycan’ın kuzeyinde yaklaşık 100 kilometrelik şeritte yoğun uçuş trafiği oluşurken, güney bölgede ve kuzey İran üzerinde neredeyse hiç uçuş bulunmuyor.
Kuzey ve Güney koridorlar aşırı yoğun
Opsgroup risk analiz platformuna göre Orta Koridor olarak bilinen İran-Irak-Körfez hattı fiilen kapanmış durumda.
Opsgroup’tan David Mumford, mevcut koşullarda uçuşların iki ana rotaya yöneldiğini belirtti:
Kuzey hattı: Kafkaslar ve Afganistan üzerinden
Güney hattı: Mısır, Suudi Arabistan ve Umman üzerinden
Her iki rota da normalden daha uzun ve daha yoğun kullanıldığı için uçuş süreleri uzuyor, yakıt tüketimi artıyor.
Uçuş süreleri uzadı
Çatışmaların başlamasının ardından hava trafiğinde belirgin bir düşüş yaşandı. Havayolları daha sınırlı koridorları kullanmak zorunda kaldı.
Aviation danışmanı John Strickland, yolcuların uçuş sürelerinde uzama yaşadığını söyledi.
Strickland’a göre mevcut durumda zaten dolambaçlı rotalar kullanan uçuşlar için seçenekler daha da azaldı. Günün belirli saatlerinde özellikle Avrupa-Asya hatlarında yoğunluk artışı görülüyor.
Sabah saatlerinde Asya’dan Avrupa’ya, öğleden sonra ve akşam saatlerinde ise Avrupa’dan Asya’ya yapılan uçuşlarda hava sahası sıkışıklığı yaşanması bekleniyor.
Bu durum, hava durumu gibi olağan faktörlerin üzerine eklenen yeni bir planlama zorluğu oluşturuyor. Bir uçağın gecikmesinin, sonraki seferleri ve ekip planlamasını da zincirleme etkilediği belirtiliyor.
Ek duraklar yeni rotalar…
Şu aşamada çoğu havayolu şirketi ek ara durak eklemek zorunda kalmadan rotalarını uzatmış durumda.
Bazı istisnalar bulunuyor. Örneğin Qantas, Perth-Londra arasındaki aktarmasız uçuşuna Singapur’da yakıt ikmali duruşu ekledi.
Hindistan uçuşlarının büyük bölümü ise Körfez’in güneyinden geçen daha uzun rotalar üzerinden gerçekleştiriliyor.
Uzun süreli krizde havacılık modeli değişebilir
Eğer çatışma kısa sürede çözülürse Körfez havayolları mevcut iş modeline geri dönebilir. Ancak gerilimin uzun sürmesi halinde sektörün yapısal olarak yeniden şekillenmesi gündeme gelebilir.
Körfez merkezli havayollarının mevcut iş modeli, Dubai ve Abu Dabi gibi şehirleri küresel aktarma ve turizm merkezlerine dönüştürmüş durumda.
Alternatif merkezler öne çıkıyor
Uzmanlara göre kriz devam ederse Riyad ve İstanbul gibi havacılık kapasitesini artırma planları bulunan şehirler avantaj elde edebilir.
İstanbul Havalimanı’nın mevcut genişleme planları kapsamında dokuz piste kadar kapasite artırımı hedefleniyor. Bu tür merkezler, küresel hava trafiğinin yeniden şekillenmesi durumunda yeni aktarma noktaları haline gelebilir.
Eğer gerilim kalıcı hale gelirse, bölgesel havacılık haritasının uzun vadede yeniden çizilmesi söz konusu olabilir.
