BBC | Danimarka’da bir ilk: Başbakanın partisi 1903’ten bu yana en zayıf sonucunu aldı

IMG_0698

Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen’in Sosyal Demokrat Partisi genel seçimlerde en çok oyu aldı ancak koalisyon bloğu çoğunluğu sağlayamadı

Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen’in Sosyal Demokrat Partisi, salı günü yapılan genel seçimlerde en yüksek oy oranına ulaşmasına rağmen koalisyon bloğunun çoğunluğu sağlayamaması nedeniyle 1903’ten bu yana en zayıf performansını sergiledi.

Oyların yüzde 21,9’unu alan Frederiksen’in partisi hala açık ara en fazla sandalyeye sahip parti konumunda bulunurken sol grubu çoğunluk oluşturmak için gereken 90 sandalyenin gerisinde kaldı.

Ne anlama geliyor?

Seçimde en yüksek oy oranına ulaşmak, otomatik olarak çoğunluğu sağlamak anlamına gelmiyor. Parlamentoda çoğunluk için birden fazla partinin sandalye toplamının 90 ve üzerinde olması gerekiyor. Sosyal Demokratlar tek başına bu çoğunluğa ulaşamıyor.

İktidarda kalma şansı var ancak haftalar alabilir

Sosyal Demokratların ana sağcı rakibi Liberaller de yüzde 10,1 oy oranıyla Yeşil Sol SF’nin gerisinde kalarak son yüzyılın en kötü performansını sergiledi.

Frederiksen’in üçüncü bir dönem için iktidarda kalma şansı hala var ancak Danimarka genellikle koalisyon hükümetleri tarafından yönetiliyor ve bu nedenle günlerce veya haftalarca sürebilecek zorlu müzakereler ufukta görünüyor.

Toplam 84 sandalyeye sahip olan sol partilerin “kırmızı bloğu”, toplamda 77 sandalyeye sahip olan sağdaki “mavi blok” karşısında küçük bir fark elde etti. Her iki blok da Danimarka’nın 179 sandalyeli parlamentosunda çoğunluk için gereken 90 sandalyeye ulaşamadı. Hangi bloğun çoğunluğu elde edebileceği henüz belli değil. 14 sandalyeye sahip küçük bir parti olan Ilımlılar ise artık belirleyici olma gücüne sahip görünüyor ve eski Başbakan Lars Løkke Rasmussen’in öne çıkması bekleniyor.

Zedeleyici bir seçim

Rasmussen, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile Grönland anlaşmazlığının çözümünde de lider olarak öne çıktı.

Seçimlerin ardından merkezde bir hükümet kurulmasından yana olduğunu söyleyen Rasmussen, “Hazırız” diye konuştu. “Mavi bloğun” en büyük partisi olan Liberallerin lideri Troels Lund Poulsen de Sosyal Demokratlarla tekrar hükümete girme olasılığını kesin bir dille reddetti ve Rasmussen’i kendisiyle birlikte sağa katılmaya çağırdı. “Danimarka’da yeni bir yön bulmak mümkün” dedi.

BBC‘ye göre seçim sonucu altı yıllık iktidardan sonra popülaritesinin azaldığını gören Frederiksen için zedeleyici oldu.

Seçim, ABD Başkanı Donald Trump’ın Grönland’ı satın alma yönündeki tekrarlanan taleplerinin ardından gerçekleşti.

Frederiksen seçim sonuçlarının ardından “daha fazla oy alamadıkları için üzgün olduğunu” söyledi. “Sosyal Demokratlar bir kez daha Danimarkalıların açık ara en favori siyasi partisi haline geldiği için bugün hiçbir şey beni üzemez” diyen Frederiksen, “Neredeyse 7 yıldır bu harika ülkeden sorumluyum. Danimarka’nın başbakanı olarak sorumluluk almaya hala hazırım” şeklinde konuştu.

Ülke içi kaygılar jeopolitik gerilimlerin önüne geçti

Ancak kampanya sürecine hakim olan faktör jeopolitik kaygılardan ziyade ülke içi kaygılar olarak kayıtlara geçti. Bunlar arasında hayat pahalılığı, ekonominin durumu ve refah kaygıları yer aldı. Domuz yetiştiriciliği nedeniyle içme suyundaki yüksek pestisit seviyesi ve tarımın iklim ayak izi de seçmenler için endişe kaynağı haline geldi.

Göçmen karşıtı tutum: Frederiksen, 2019’da hükümete geldiğinde sığınmacı sayısını sıfıra indirmek istediğini söyledi.

Analistlere göre, bu politikalar ülke içinde aşırı sağın büyümesini engelledi ancak aynı zamanda sağcı söylemleri ve aşırı fikirleri sola doğru çekerek ana akıma taşıdı. Bu seçim kampanyası sırasında ise Danimarka’nın ABD ve İsrail’in saldırısı altındaki İran’dan mülteci almasını istemediğini dile getirdi.

Exit mobile version