Axios yazdı: ABD’nin İran’ı savaşta susuz bırakma planı

IMG_0967

ABD Başkanı Trump, bir anlaşmaya varılmaması halinde İran’ın su arıtma tesislerinin ve enerji santrallerinin vurulacağını duyurdu. Beyaz Saray bu hamleyi müzakere için “baskı aracı” olarak tanımlarken, sivil halkın su kaynaklarının hedef alınması “kolektif cezalandırma” tartışmalarını başlattı.

ABD-İran savaşında ikinci aya girildi. ABD Başkanı Donald Trump, bir anlaşmaya varılmaması durumunda İran’ın enerji santrallerini, petrol kuyularını ve bölgedeki en kritik yaşam kaynağı olan su arıtma tesislerini “tamamen yerle bir etme” tehdidinde bulundu.

Uluslararası hukuk uzmanları, içme suyu tesislerine yönelik saldırıların Cenevre Sözleşmesi uyarınca açık bir savaş suçu teşkil ettiğine dikkat çekiyor.

Hegseth’in ‘kuralsız savaş’ doktrini

Axios‘un haberine göre ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, göreve geldiğinden bu yana ordudaki hukuk mekanizmalarını devre dışı bırakan adımlarıyla dikkat çekiyor.

Hegseth, “80 yıl önce yazılmış kurallarla savaşılmayacağını” savunarak, Pentagon bünyesindeki sivil zarar azaltma programını feshetti. Bakanın “Düşmana merhamet yok” şeklindeki çıkışları, Pentagon’un kendi hukuk kılavuzlarında bile suç olarak tanımlanıyor.

Sivil kayıplar…

Savaşın ilk gününde İran’ın Minab kentindeki bir ilkokula düzenlenen ve çoğu kız çocuğu 165 kişinin ölümüyle sonuçlanan hava saldırısı uluslararası basında ses getirmişti.

Trump saldırıdaki ABD sorumluluğunu önce reddetse de, Pentagon’un ön incelemeleri saldırının Amerikan füzeleriyle yapıldığını doğruladı.

Bu olay, yönetimin sivil zayiatı önleme birimlerini dağıtma kararını yeniden tartışmaya açtı.

Müzakere için baskı mı yoksa kolektif cezalandırma mı?

Beyaz Saray yetkilileri, bu sert tehditlerin Tahran’ı masaya oturtmak için bir etkisi olacağını düşünüyor.

Bir ABD’li yetkili, “İranlılar da bu işin bitmesini istiyor; birkaç sorti ile ne elektrikleri ne de suları kalır. Kaybedecek çok şeyleri var,” diyerek baskının dozunu savundu.

Trump’ın bu saldırıları “47 yıldır öldürülen askerlerin intikamı” olarak nitelemesi, uluslararası hukukta yasaklanan “kolektif cezalandırma” kavramını gündeme getiriyor.

Exit mobile version