Axios: Tel Aviv ve Şam anlaştı, Suriye’deki nükleer malzemeler ülkeden çıkarılıyor

IMG_7001

ABD ve İsrailli yetkililerin gizli diplomasisi sonucunda, Suriye’deki “Saha 99” adlı tesiste saklanan nükleer malzemelerin UAEA tarafından bölgeden çıkarılması için anlaşmaya varıldı. Süreçte İsrail’in saldırı tehdidi ve Türkiye’nin etkisi de gündeme geldi

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA), Trump yönetiminin Şam ve Tel Aviv ile vardığı mutabakatın ardından Suriye’deki gizli bir tesiste saklanan nükleer malzemeleri bölgeden çıkaracak.

Axios‘un haberine göre Trump yönetimi ve UAEA, İsrail, Suriye ve potansiyel olarak Türkiye’yi de içine çekebilecek bölgesel bir tırmanmayı önlemek adına hassas tesisteki nükleer malzemeyi güvence altına almak için yoğun bir diplomatik çaba harcadı.

ABD’li yetkililer, yaşanan bu sürecin Trump’ın Suriye yaklaşımını doğruladığını ve Washington’ın yeni Suriye hükümetiyle kurduğu yakın ilişkileri muhtemel bir krizi etkisiz hale getirmek için nasıl kullandığını gösterdiğini belirtiyor.

Söz konusu gizli tesise ilişkin tehditler ve diplomasi trafiği aylarca sürdü ve birkaç hafta önce çözüme kavuşturulana kadar kamuoyundan tamamen saklandı.

Arka Plan: El-Kibar reaktörü ve geçmişin mirası

Esad rejimi, geçmişte Suriye’nin Deyrizor kentinde Fırat Nehri yakınlarında yer alan El-Kibar reaktörü merkezli gizli bir nükleer program geliştirmişti. İsrail’in 2007 yılında bu reaktörü bombalamasının ardından Suriye’nin nükleer programı büyük ölçüde yok edilmişti. Ancak geriye kalan bazı araştırma, geliştirme ve depolama tesisleri atıl vaziyette varlığını sürdürdü.

Esad rejiminin devrilmesinden sonra UAEA, yeni Suriye hükümetiyle bir anlaşma imzalayarak El-Kibar reaktörünü ve Suriye’nin geçmişteki nükleer faaliyetleriyle bağlantılı diğer birkaç tesisi ziyaret etme izni aldı.

Orta Doğu Enstitüsü uzmanlarından Charles Lister, Suriye’deki yeni hükümetin Esad rejiminden devralınan ve ülkenin uluslararası konumunu iyileştirme çabalarına zarar verebilecek nükleer ve kimyasal silah dosyaları dahil tüm hassas meseleleri çözmeye son derece istekli olduğunu vurguluyor.

Saha 99 ve radyolojik silah

İsrail’in son iki yıldır yakından takip ettiği tesislerden birinin “Saha 99” (Site 99) olarak adlandırıldığı bildirildi. İsrailli iki yetkiliye göre Esad rejimi, El-Kibar nükleer reaktörü projesine ait nükleer malzemeleri bu tesiste depoladı.

Bir ABD’li yetkili, bu malzemenin uranyum cevherinden elde edilen ve ileride nükleer yakıt döngüsü kapsamında işlenip zenginleştirilebilen “sarı pasta” (yellowcake) tozunu içerdiğini aktardı.

Ayrıca Esad rejiminin El-Kibar sahasından kalan diğer kalıntı ve atıkları da “Saha 99″a getirdiği ifade edildi.

Tesisteki malzemenin doğrudan bir nükleer silah yapımında kullanılamayacağı, ancak konvansiyonel patlayıcılar kullanarak geniş bir alanı radyoaktif maddelerle kirletmeyi hedefleyen bir “kirli bomba” (radyolojik silah) yapımında kullanılabileceği belirtildi.

İsrailli yetkililer, Esad rejiminin devrilmesinin hemen ardından erişimi engellemek amacıyla İsrail ordusunun tesise giden tünel ve giriş kapılarını bombaladığını açıkladı.

İsrail’den ikinci saldırı tehdidi ve Washington’un hamlesi

Bir ABD’li yetkilinin aktardığına göre, İsrail ve ABD bir yılı aşkın süredir “Saha 99” ile nasıl başa çıkılacağını görüşüyordu.

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi ile İsrail Başbakanlık Ofisi’nden üst düzey yetkililer konu üzerinde yakın bir çalışma yürüttü.

İsrailli bir yetkili, nükleer malzemenin tesiste kalmasına asla tolerans gösterilmeyeceğini Trump yönetimine net bir dille ilettiklerini belirtti.

Hatta İsrailli yetkililer, malzemenin çıkarılmaması veya Suriye’nin malzemeye erişmeye çalıştığına dair emareler görülmesi halinde tesisi yeniden bombalayacakları tehdidinde bulundu.
ABD’li bir yetkili ise İsrail’in endişeli olmasına rağmen hiçbir zaman tesisi bombalamanın eşiğine gelmediğini savundu.

Sonuç olarak ABD ve İsrail, malzemenin çıkarılması için yeni Suriye hükümetinin rızasını ve onayını almanın en iyi yaklaşım olacağı konusunda uzlaştı.

Trump yönetimi konuyu Şam’a taşıdığında, Suriyeli yetkililer tesiste nükleer malzeme bulunduğundan dahi haberlerinin olmadığını dile getirdi. ABD’li yetkili, “ABD, İsrail ve Suriye’de çok az sayıda insan bu durumun farkındaydı” dedi.

Aynı yetkili, ABD’nin Esad sonrası rejimle verimli bir ilişki kurduğunu belirterek, “Suriyelilerle bir şeyler üzerinde çalıştığımızda iyi birer ortak oluyorlar” ifadelerini kullandı.

Türkiye şüphesi ve İsrail detayı

Süreç devam ederken birkaç hafta önce tesisi izleyen İsrail istihbaratı, bölgede şüpheli hareketlilikler tespit etti.

İsrailli ve ABD’li yetkililerin aktardığına göre İsrail, yeni Suriye hükümetinin mutabakatı ihlal ederek nükleer malzemeye erişmeye çalıştığından şüphelendi.

İsraillilerin en büyük endişelerinden biri de Türkiye’nin Suriye hükümetine bu nükleer malzemeyi ele geçirmesi için yardım ediyor olabileceği ihtimaliydi.
ABD’li bir yetkili, “İsrailliler işlerin doğru yürüdüğünden emin olmak için her zaman lastikleri kontrol ederler, bunu yapmaları da iyidir” değerlendirmesinde bulundu.

İsrail’in harekete geçme ihtimali üzerine Trump yönetimi Tel Aviv’den askeri bir adım atmamasını rica etti ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nı derhal devreye soktu.

Yürütülen yoğun temaslar sonucunda, yaklaşık üç hafta önce UAEA ile Suriye hükümeti arasında nükleer malzemenin tesisten tamamen çıkarılmasını öngören resmi bir anlaşma imzalandı.

Exit mobile version