Al Jazeera’nin analizi: Türkiye-Suudi Arabistan-Pakistan savunma paktına hangi ülkeler katılabilir?

IMG_6964

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Caydırıcılık Anlaşması’nın yeni ülkelerle genişletilmesi gündemde. Al Jazeera analizine göre Mısır en güçlü aday olarak öne çıksa da Kahire’nin bağlayıcı savunma taahhütlerine temkinli yaklaşabileceği belirtiliyor

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan yeni savunma paktının daha fazla ülkeyi kapsayacak şekilde genişletilmesi gündeme geldi.

Al Jazeera’dan Stephen Quillen’in analizine göre, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın vizyonu doğrultusunda ittifakın üç ülkeyle sınırlı kalmaması gerektiğini söyledi. Fidan, Anadolu Ajansı’na yaptığı açıklamada, gerektiğinde başka ülkelerin de bu çatı altına alınabileceğini belirtti.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan, cuma günü Mekke Ortak Caydırıcılık Anlaşması’nı imzaladı. Analistlere göre anlaşma, bölgede yeni bir güvenlik mimarisine doğru atılmış bir adım olarak değerlendiriliyor.

Pakt ne getiriyor?

Mekke savunma paktı, Suudi Arabistan ile Pakistan arasında bir yıl önce varılan önceki anlaşmanın üzerine inşa edildi. Bölgesel yetkililer, paktın ilerleyen dönemde başka ülkeleri de kapsayacak şekilde genişleyebileceğini ve kolektif güvenlik ile caydırıcılık mekanizması olarak rolünün güçlenebileceğini belirtiyor.

Anlaşmanın merkezinde, NATO’daki kolektif savunma maddesine benzer bir hüküm yer alıyor. Buna göre üç ülkeden birine yönelik silahlı saldırı, tüm taraflara yapılmış saldırı olarak kabul edilecek. Ancak bu hükmün nasıl uygulanacağına ilişkin ayrıntılar henüz netleşmiş değil.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, bir saldırı durumunda müttefiklerin istişare yoluyla hangi düzeyde, hangi biçimde ve hangi formatta destek talep edeceklerine karar vereceğini söyledi. Fidan ayrıca, üye ülkelerden biri saldırıya uğramadığı sürece hiçbir ülkenin tehdit olarak görülmeyeceğini belirtti.

Türk ve Suudi yetkililer, anlaşmanın mevcut stratejik ittifakların ya da ilişkilerin yerine geçmeyi amaçlamadığını vurguluyor. NATO üyesi Türkiye de paktın İran dahil hiçbir ülkeyi hedef almadığını ifade ediyor.

Sırada hangi ülkeler olabilir?

Mısır, paktın imzacı ülkelerinden bir yetkili tarafından üyeliği kamuoyuna açık biçimde gündeme getirilen tek ülke oldu.
Hakan Fidan, Mısır’ı ‘doğal ortak’ olarak nitelendirdi ve teknik konuların çözülmesinin ardından Kahire’nin resmen ittifaka katılmasını beklediğini söyledi. Fidan, bir sonraki aşamada Mısır’ın da ittifakta yer alacağına inandığını belirterek, tarafların zaten birbirlerine ittifak üyesi gibi davrandığını ifade etti.

Katar Üniversitesi’nden uluslararası ilişkiler, güvenlik ve savunma profesörü Ali Bakir’e göre Mısır’ın katılımı gerçekleşirse paktın siyasi ağırlığı, bölgesel etkisi ve operasyonel kapasitesi önemli ölçüde artabilir.

Mısır’ın üyeliğinin önünde ne var?

Mısır’ın Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye ile hâlihazırda güçlü bir çalışma ilişkisi bulunuyor. Kahire, bu ülkelerle bölgesel meselelerde istişare eden R4 adlı grup içinde de yer alıyor.

Mısır ayrıca Türkiye ile son dönemde askeri ilişkilerini güçlendirdi. Bu yakınlaşma, 2013’te Mısır ordusunun Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’yi devirmesi, Libya’daki çatışma ve Doğu Akdeniz’deki doğal gaz sahaları nedeniyle geçmişte yaşanan gerilimlere rağmen gerçekleşti.
Ancak analistlere göre Kahire, çıkarları her zaman kendi çıkarlarıyla örtüşmeyen ülkelerle bağlayıcı bir savunma anlaşmasının doğurabileceği askeri yükümlülüklere temkinli yaklaşabilir. Mevcut barış anlaşmalarının etkilenme ihtimali de Mısır açısından önemli bir başlık.

Chatham House Orta Doğu ve Kuzey Afrika Programı’ndan Karim Elgendy, Al Jazeera’ya yaptığı değerlendirmede, Mısır’ın ancak anlaşma dilinin Washington’la yardım ilişkisini koruması, mevcut ittifaklara ve barış anlaşmalarına zarar vermemesi ve Kahire’ye ne zaman, nerede savaşacağına karar verme özgürlüğü bırakması halinde katılabileceğini söyledi.

Elgendy’ye göre pakt siyasi bir çerçeve olarak kalır ve her ülkeye tepkisini ayarlama alanı bırakırsa Kahire bunu kabul edebilir. Ancak anlaşma, Mısır güçlerini başka bir ülkenin savaşına sürükleyebilecek bağlayıcı bir yükümlülüğe dönüşürse Kahire’nin yanıtı büyük olasılıkla olumsuz olur.

Elgendy, Mısır’ın önündeki teknik meselelerin hem hukuki hem de operasyonel nitelikte olabileceğini belirtti. Ona göre Kahire, tam olarak neyi savunmayı taahhüt ettiğini bilmek isteyecek. Ayrıca imzanın İsrail’e karşı bir taahhüt ya da Libya ve Doğu Akdeniz’de Ankara’nın yanında konumlanma anlamına gelmeyeceğine dair güvence arayacaktır.

Ali Bakir’e göre Mısır’ın kararı, üyeliğin sağlayacağı faydalar ile diplomatik komplikasyonlar arasındaki dengeye bağlı olacak. Bakir, Kahire’nin paktın kendisine ne kadar stratejik değer kattığını ve çıkarları ittifakla çelişen ya da ittifaka açıkça karşı çıkan ülkelerle ilişkilerini ne ölçüde yönetebileceğini hesaplayacağını söyledi.

Başka hangi ülkeler katılabilir?

Bazı yetkililer, diğer Körfez ülkelerinin de zamanla ittifaka katılabileceğini dile getiriyor.

Katar’ın eski başbakanı Şeyh Hamad bin Casim Al Thani, X hesabından yaptığı paylaşımda Körfez İşbirliği Konseyi üyelerinin bu pakta katılmak için inisiyatif almasını umduğunu belirtti. Suudi Arabistan’ın yanı sıra Katar, Bahreyn, Kuveyt, Umman ve Birleşik Arap Emirlikleri de Körfez İşbirliği Konseyi’nde yer alıyor.

Hakan Fidan da ittifaka daha fazla bölge ülkesinin dahil edilmesinden söz etti. Fidan, adını vermediği bazı ülkelerin şimdiden ilgi gösterdiğini söyledi ve ittifakın üç ülkeyle sınırlı kalmaması gerektiğini vurguladı.

Karim Elgendy’ye göre Körfez ülkeleri arasında ilk izlenmesi gerekenler Katar ve Kuveyt. Elgendy, iki ülkenin de üç imzacı ülkeye yakın olduğunu ve ABD-İsrail’in İran’la savaşı ile İsrail’in eylül ayında Doha’ya düzenlediği saldırının ardından kendilerini daha açıkta hissettikleri için ek güvence arayışında güçlü motivasyona sahip olduklarını belirtti.

Ali Bakir de Katar’ı pakta katılması en doğal Körfez ülkesi olarak değerlendiriyor. Bakir’e göre Kuveyt de olası adaylardan biri. Ayrıca Azerbaycan, Suriye ve Ürdün’ün de görece hızlı biçimde pakta katılabilecek ülkeler arasında sayılabileceğini belirtiyor.

Exit mobile version