Ukrayna savaşında toplanan gerçek zamanlı veriler, askeri yapay zekanın gelişiminde stratejik bir kaynağa dönüştü. Palantir’in bu verilerle artan teknolojik gücü, şirketin savaş alanındaki rolünü, veri egemenliğini ve insan hakları ihlallerindeki sorumluluğunu yeniden tartışmaya açtı
Rusya’nın Ukrayna’yı geniş çaplı işgalinin başlamasından aylar sonra Palantir CEO’su Alex Karp, Kiev’i bizzat ziyaret eden büyük bir Batılı teknoloji şirketinin ilk yöneticisi oldu.
Al Jazeera‘nin haberine göre Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, Haziran 2022’de yaptığı açıklamada, Rusya’ya karşı mücadelede “dijital cephede” böyle bir şirketin desteğini almaktan “büyük memnuniyet duyduğunu” söylemişti.
Ukrayna, o tarihten bu yana modern tarihte savaş alanındaki verileri sistematik biçimde toplayan ilk ülke oldu. Bu veriler, askeri yapay zekanın örüntüleri tanıması ve tahminlerde bulunması için eğitilmesinde kritik önem taşıyor.
Dört yıllık çatışma boyunca video ve sensör kayıtlarından elde edilen gerçek savaş koşullarına ait büyük veri havuzu, Ukrayna’nın Palantir ürünlerinin yardımıyla Rusya’nın saldırılarını izlemesini, öngörmesini ve bunlara karşılık vermesini sağlıyor.
Yetkililer bu verilerin aynı zamanda teknolojileri Gazze’deki İsrail soykırımı da dahil olmak üzere insan hakları ihlalleriyle ilişkilendirilen ABD merkezli şirketin kabiliyetlerini de artırdığını belirtiyor. Bu durum, özel teknoloji şirketlerinin egemen devletler üzerindeki giderek artan etkisine ilişkin soru işaretlerini beraberinde getiriyor.
“Stratejik avantaj”
Palantir, ABD savunma sanayisinin yaklaşan tehditleri izleyip bunlara karşılık verebilmesi için tek bir veri ortamı oluşturmasına yardımcı olmak amacıyla, 2001’de New York’taki Dünya Ticaret Merkezi’ne düzenlenen saldırıların ardından kuruldu.
Şirket, bu misyonu yansıtmak amacıyla adını J.R.R. Tolkien’in Yüzüklerin Efendisi eserinde yer alan ve neredeyse her şeyi bilme gücü sağlayan bir taştan aldı.
ABD Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi (CSIS) bünyesindeki Futures Lab’in müdür yardımcısı Yasir Atalan, Palantir’in “farklı veri türlerinin birbiriyle konuşmasını sağladığını” söyledi.
Atalan, askeri bağlamda füzelerden, radarlardan, Otomatik Tanımlama Sistemi’nden (AIS) ve açık kaynaklardan elde edilen verilerin tek bir ekranda toplandığını, böylece “savaş alanının daha geniş bir görünümünün” elde edildiğini belirtti.
Benzer çözümler, sınır kontrolü, sağlık hizmetleri, vergi ve gelir yönetimi ile kitlesel gözetim dahil olmak üzere sivil amaçlarla da hükümetlerin kullanımına sunuluyor.
Daha fazla veriyle çalışan sistemler, örüntüleri tanımak ve doğru tahminlerde bulunmak için istatistiksel öğrenme yöntemlerinden yararlanıyor. Bu da askeri sistemlerin saniyeler içinde otomatik taktik kararlar almasını mümkün kılıyor.
Bu yaklaşım doğrultusunda, rakiplerinden daha iyi performans göstermeyi hedefleyen şirketler gerçek yaşam senaryolarına dayanan büyük veri kümelerine büyük önem veriyor.
Londra Queen Mary Üniversitesi’nde dijital teknolojiler üzerine çalışan öğretim görevlisi Elke Schwarz, Al Jazeera’ya yaptığı açıklamada, “İyi savaş alanı verileri son derece nadir ve elde edilmesi zor” dedi. Schwarz, bu verilerin kıtlığı nedeniyle “onlara erişimi olanların stratejik avantaja sahip olduğunu” belirtti.
Schwarz, Ukrayna kaynaklı verilerin başka bir çatışmada doğrudan kullanılamayabileceğini ancak eğitim açısından yine de kritik önem taşıdığını söyledi.
Schwarz, “Örneğin bir tankı doğru şekilde tanımlayan bir sistem oluşturmak, ideal olarak her türlü hava koşulunda çekilmiş çok sayıda tank görüntüsü gerektirir” diye konuştu.
Benzer şekilde, insanların belirli bir senaryo karşısında nasıl tepki verdiğine ilişkin bilgilerden oluşan büyük davranışsal veri kümeleri de kitlesel gözetim sistemlerinde insan faaliyetlerini takip etmek, profillemek ve öngörmek açısından kilit önem taşıyor.
Ukrayna’nın paha biçilmez savaş alanı verileri
Palantir ile Ukrayna Savunma Bakanlığı arasındaki işbirliğinin en önemli aşaması, ocak ayında özel bir yazılım platformu olan Brave1 Dataroom’un kullanıma sunulmasıyla gerçekleşti. Platform, savaş alanından elde edilen verileri askeri uygulamalarda kullanılacak yapay zekanın eğitilmesi için kullanıyor.
Ukrayna savunma sektöründeki önde gelen isimler, hükümetin ülkenin değerli varlığını, koşulları kamuoyuna açıklanmayan bir anlaşma kapsamında özel bir teknoloji şirketiyle paylaşma kararını sorguladı.
Asker ve eski başçavuş Valerii Markus, Facebook’ta yaptığı paylaşımda, “Ukrayna, dünyadaki başka hiçbir ülkenin sahip olmadığı bir şeye sahip. Başka birilerinin sermayeye, uluslararası nüfuza ve büyük paraya dönüştürebileceği veriler için kanımızla bedel ödüyoruz” ifadelerini kullandı.
Şirket ise müşterilerinin verilerini edinmediğini savunuyor.
Palantir, Al Jazeera‘ya e-posta yoluyla gönderdiği açıklamada, “Müşteriler verilerinin sahibidir ve bu verileri kontrol eder” ifadelerine yer verdi.
Şirket, yazılımlarının müşterilerin “mevcut veri kümelerini bir araya getirmesine ve analiz etmesine” yardımcı olduğunu belirterek, “Palantir, müşteri verilerini hiçbir zaman kendi amaçları doğrultusunda kullanmaz veya saklamaz” açıklamasını yaptı.
Londra Queen Mary Üniversitesi’nden Schwarz, Palantir’in bu verilerden yararlanmak için onlara sahip olmasının gerekmediğini söyledi. Schwarz, “Şirket bunun yerine kendisine sunulan verilerle çalışıyor” dedi.
Sivil özgürlükler ve veri güvenliği
Dünya genelinde özel müşteriler ve devlet kurumlarıyla sözleşmeler yapan Palantir’in teknolojilerinin insan hakları ihlalleriyle ilişkili olduğu biliniyor.
Şirketin temel yazılım platformları ICM ve FALCON, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin Ocak 2025’ten bu yana sığınmacılar da dahil olmak üzere binlerce kişiyi gözaltına almasına ve sınır dışı etmesine yardımcı oldu. Uluslararası Af Örgütü, şirketin çok büyük miktarda veriyi bir araya getirdiğini, göçmenleri ve sığınmacıları takip etmek için ayrıntılı kişisel profiller oluşturduğunu ve sınır dışı işlemlerine yardımcı olduğunu tespit etti. Örgüt, bu faaliyetlerin şirketin uluslararası hukuk kapsamında insan hakları ihlallerine neden olmama veya bu ihlallere katkıda bulunmama yükümlülüğüyle çeliştiğini belirtti.
Şirket, Birleşmiş Milletler tarafından yürütülen bir soruşturmada soykırım belirtileri taşıdığı sonucuna varılan Gazze’deki savaşta da İsrail’e yardımcı oldu.
Birleşmiş Milletler Özel Raportörü Francesca Albanese, geçen yıl yayımladığı raporda, Palantir’in 74 bin 500’den fazla Filistinlinin Ekim 2023’ten bu yana hayatını kaybettiği savaşta savaş alanı verilerinin entegrasyonu ve otomatik karar alma süreçlerinde kullanılan yapay zeka platformlarını sağladığına inanmak için “makul gerekçeler” bulunduğunu belirtti.
Birleşik Krallık’ta Ulusal Sağlık Sistemi (NHS), polis teşkilatı, ordu ve yerel yönetimler, kullanıcı verilerini bir araya getirmek amacıyla Palantir ile milyonlarca sterlinlik sözleşmeler imzaladı, bu anlaşmalar kamuoyunun tepkisini çekti.
Kar amacı gütmeyen Corporate Accountability kuruluşu, NHS ile Palantir arasında yeni bir veri platformu sağlanması için imzalanan 440 milyon dolarlık sözleşmeye karşı kampanya başlattı. Kuruluş, Palantir’in “Büyük Teknoloji şirketlerinin, gözetim ve gözaltı sektörünün ve yükselen faşizmin distopik birlikteliğinin merkezinde” bulunduğu uyarısında bulundu.
Palantir, nisan ayında Karp’ın ortak yazarı olduğu kitabın 22 maddelik özetini X’te yayımladı. Özet, liberal demokrasinin etkililiğini sorgulaması ve bazı kültürlerin hayati ilerlemeler sağlarken diğerlerinin gerici olduğunu savunması nedeniyle otoriter ve demokrasi karşıtı bir dünya görüşünü teşvik ettiği gerekçesiyle geniş çapta eleştirildi.
Corporate Accountability’nin kampanyalardan sorumlu müdür yardımcısı Fatimah Shaikh, “Palantir, Britanya vatandaşlarının hassas kişisel bilgilerini emanet edebileceğimiz bir şirket değil” dedi.
Shaikh, Al Jazeera’ya yaptığı açıklamada, “Hepimiz güvenliğimizden veya mahremiyetimizden endişe duymadan sağlık hizmeti alabilmeliyiz” ifadelerini kullandı.
Birleşik Krallık’taki Privacy International kuruluşunun kıdemli hukuk görevlisi Ilia Siatitsa, Palantir gibi teknoloji şirketlerinin askeri ve sivil uygulamalar arasındaki çizgiyi bulanıklaştırdığını söyledi. Siatitsa, bu şirketlerin ulusal güvenlik alanındaki faaliyetleri nedeniyle müşterilerinin verilerini nasıl kullandıkları konusunda da şeffaf olmadıklarını belirtti.
Siatitsa, şirketin kullanıcıların açık rızasını almadan kişisel bilgileri, askeri amaçlarla kullanılabilecek ürünleri de dahil olmak üzere kendi ürünlerini eğitmek için kullanabileceğini savundu.
Siatitsa, “Verilerimin bir savaş makinesini besleyecek şekilde kullanılmasını istemiyorsam bunu bilmek isterim” dedi.
Siatitsa ayrıca “Yalnızca mahremiyet açısından değil, etik açıdan da seçim yapma hakkım olmalı” ifadelerini kullandı.
İngiliz hükümeti parlamentonun baskısının ardından haziran ayında NHS’nin Palantir ile yaptığı veri sözleşmesini gözden geçirdiğini açıkladı.
