Michigan’daki tarihi Senato ön seçimi zaferinin ardından Mısır kökenli Amerikalı doktor Abdul El-Sayed, koordineli bir dijital karalama kampanyasının hedefi oldu
ABD’nin Michigan eyaletinde Demokrat Parti’nin Senato ön seçimini kazanan Abdul El-Sayed, seçim zaferinin hemen ardından sosyal medyada Müslüman karşıtı paylaşımların hedefi oldu.
Al Jazeera’nın incelemesine göre, X’te kısa sürede yayılan ve koordineli olduğu belirtilen kampanyada El-Sayed’ın konuşmaları bağlamından koparılarak seçim sonucu ABD için dini ve ideolojik bir tehdit olarak gösterilmeye çalışıldı.
İsrail yanlısı lobi grupları açısından önemli bir yenilgi olarak değerlendirilen El-Sayed’ın zaferinin ardından başlayan kampanyada ilk olarak seçim gecesi konuşmasında kullandığı “inşallah” ifadesi hedef alındı. El-Sayed, ABD’de seçimleri yalnızca paranın belirlemediğinin kendi zaferiyle kanıtlanmasını umduğunu söylerken “inşallah” demişti. Ancak bu ifade, bazı sağcı hesaplar tarafından bağlamından koparılarak ülkenin dini ve siyasi açıdan dönüşüm geçirdiğinin işareti gibi sunuldu.
Sağcı sosyal medya fenomeni Benny Johnson’ın El-Sayed’ın konuşmasından bu bölümü paylaştığı video 193 binden fazla görüntülenirken, ALX adlı hesabın benzer paylaşımı 80 binden fazla izlendi. Aşırı sağcı aktivist Laura Loomer görüntüleri “iğrenç” olarak nitelerken, bazı hesaplar El-Sayed için “sosyalist Müslüman aday” ifadelerini kullandı. Ön seçimin kesin sonuçları açıklanmadan önce ise bir hesap, “solun İslami-komünist biçimde ele geçirilmesinin yaklaştığını” öne sürdü.
İlk 24 saatte yaklaşık 2 bin hesap
Al Jazeera’nın Açık Kaynak Birimi, kampanyanın ilk 24 saatinde 1966 X hesabı arasında 2 bin 500’den fazla etkileşim tespit etti. İncelemede 1847 yeniden paylaşım, 1157 alıntılı paylaşım ve 1536 etiketleme kaydedildi.
Ağ analizi, içeriklerin yayılmasının büyük ölçüde birkaç etkili hesabın ortaya attığı söylemler etrafında yoğunlaştığını, daha küçük hesapların da bu mesajların erişimini artırdığını ortaya koydu.
Kampanyada El-Sayed’ın eski konuşmaları da yeniden dolaşıma sokuldu. End Wokeness adlı hesap, El-Sayed’ın “Onlar seviyeyi düşürdüğünde biz yükselmiyoruz. Onları çamura çekip boğuyoruz” sözlerini paylaştı. Ancak sözlerin Ağustos 2025’teki bir etkinlikte, eski First Lady Michelle Obama’nın ünlü “Onlar seviyeyi düşürdüğünde biz yükseliriz” ifadesine gönderme yapılarak Donald Trump’ın MAGA hareketinin siyasi saldırılarını eleştirdiği bir konuşmadan alındığı belirtildi.
Paylaşımlarda daha sonra “Şeriat Amerika’ya geliyor” ve Michigan’ın “işgal edildiği” gibi temelsiz iddialar öne çıkmaya başladı. Nüfusunun yaklaşık yüzde 25’ini Arap Müslümanların oluşturduğu 28 bin nüfuslu Hamtramck kenti de göç ve camilerin sayısındaki artış üzerinden “işgal edilmiş şehir” olarak nitelendirildi.
Siyasi isimler de tartışmaya katıldı
El-Sayed karşıtı söylemler Cumhuriyetçi siyasetçiler ve İsrail yanlısı bazı kuruluşların açıklamalarıyla daha geniş bir siyasi tartışmaya dönüştü. Fox News, El-Sayed’ın Amerikan-İslam İlişkileri Konseyi’nden (CAIR) bağış aldığını öne sürdü. El-Sayed iddiaya ilişkin açıklama yapmazken, ABD’de Müslümanların sivil haklarını savunan CAIR uzun süredir sağcı siyasetçi ve grupların hedefinde bulunuyor.
Cumhuriyetçi Senatör Ted Cruz da El-Sayed ile Müslüman Kardeşler bağlantılı gruplar arasında ilişki bulunduğunu öne süren bir tanığın konuşmasını paylaşarak seçmenlere “arkasında kimin olduğunu” araştırma çağrısı yaptı.
American Jewish Committee ise El-Sayed’ın adaylığını kutuplaştırıcı söylemler açısından endişe verici bir gelişme olarak değerlendirirken, İsrailli aktivist Yoseph Haddad El-Sayed’ı “tehlikeli” olarak nitelendirdi. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun eski dijital danışmanlarından YouTuber Hananya Naftali de Amerikalılara “çok geç olmadan Yahudi-Hristiyan değerlerini savunma” çağrısında bulundu.
Trump da El-Sayed’ı hedef aldı
El-Sayed karşıtı kampanyaya ABD Başkanı Donald Trump da katıldı. Önce Amerika Demokratik Sosyalistleri (DSA) tarafından desteklenen adayları “çılgın” olarak nitelendiren Trump, resmi ön seçim sonuçlarının açıklanmasının ardından doğrudan El-Sayed’ı hedef aldı.
Trump, El-Sayed için “Yahudi düşmanı” ve “İsrail düşmanı” ifadelerini kullanarak seçilmesi halinde “pislik, suç, ölüm, yıkım ve utanç” getireceğini savundu. Trump’ın açıklamaları, kasım ayındaki ara seçimlerde El-Sayed’ın Cumhuriyetçi rakibi Mike Rogers’a destek çağrısıyla birleşti.
El-Sayed ise antisemitizm suçlamalarını reddederek Yahudi Amerikalıların güvenliğine verdiği önemin kendi kızlarının güvenliğine verdiği önemden farklı olmadığını söyledi. Bu açıklamasının Fox News tarafından yayımlanan görüntüleri bir milyondan fazla izlendi.
Kampanya boyunca kimlik temelli saldırılara yanıt vermek yerine ekonomi ve sosyal politikalara odaklanan El-Sayed, kökeni, ten rengi veya dini ne olursa olsun tüm Amerikalıların kaliteli eğitim, sağlık hizmeti ve insana yakışır işlere erişebilmesi gerektiğini savundu.
Demokrat Parti içinden de El-Sayed’a destek geldi. Senatör Bernie Sanders, “milyarder sınıfına” karşı mücadele ettiği gerekçesiyle El-Sayed’ı kutlarken, Demokratik Ulusal Komite Başkanı Ken Martin ve Senatör Elizabeth Warren da çalışan ailelere yönelik politikalarını ve siyasette şirketlerin etkisine karşı tutumunu övdü.
