Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’i Beyaz Saray’da ağırlayan ABD Başkanı Donald Trump, “Her iki ülke için de son derece olumlu olan harika ilerlemeler kaydettik.” dedi
ABD Başkanı Donald Trump ile eşi Melania Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve eşi Peng Liyuan’ı Beyaz Saray’da çay partisinde ağırladı. Şi’nin ziyaretinden büyük memnuniyet duyduğunu ifade eden Trump, görüşmelerde her iki ülke için de son derece olumlu ilerlemeler kaydettiklerini belirtti.
ABD Başkanı, “Bu harika iki insanın yaptığı ziyaretten gerçekten büyük keyif aldık. Muazzam ilerlemeler kaydettik. Her iki ülke için de son derece olumlu olan harika ilerlemeler kaydettik” dedi.
Amerikan çiftçilerinin memnun olacağı bazı somut konuları da ele aldıklarını ifade eden Trump, ziyaretin her iki ülke için de çok verimli bir ziyaret olduğunu vurguladı.
“Bu ilişkinin geleceği daha da parlak olacak”
Çin Devlet Başkanı Şi de Trump’ın Beyaz Saray’da “kusursuz” bir şekilde kendilerini ağırlamış olmasından duyduğu memnuniyeti ifade etti. Şi, “Her şey en üst düzeyde mükemmellikle gerçekleştirildi, her bir küçük ayrıntıda bile özen gösterildi ve bunun için çok minnettarım” dedi.
Trump ile kendisini “Çin-ABD ilişkileri gemisinin rotasını çizen iki kaptana” benzeten Şi, “Başkan, mayıs ayında Çin’i ziyaret ettiğinde stratejik istikrar temelli yapıcı bir Çin-ABD ilişkisi kurma vizyonu üzerinde mutabık kalmıştık. Bu sefer, bu vizyona yeni bir boyut daha ekleme konusunda anlaştık. Yani bu ilişkinin saygı, adalet ve karşılıklılık temelinde stratejik istikrar temelli yapıcı bir ilişki olacağı konusunda mutabık kaldık” ifadesini kullandı.
“Bu ilişkinin geleceği daha da parlak olacaktır” değerlendirmesinde bulunan Şi, 2026’nın kalan kısmında Trump ile iki ayrı zirvede daha bir araya gelme fırsatı olacağını belirtti.
Trump, kasım ayında Çin’de düzenlecek Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği Zirvesi’ne katılacağını kaydederken, Şi de aralık ayında Miami’de yapılacak G-20 Zirvesi’nde Trump ile yeniden görüşeceğini bildirdi.
Siyasi istikrarı sürdürme vurgusu öne çıktı
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in ABD’ye yaptığı ziyarette, dünyanın en büyük ekonomisine sahip iki ülke, ekonomik ve stratejik rekabetin sürdüğü bir arka planda, siyasi ilişkilerini istikrar içinde yürütme konusundaki mutabakatı vurguladı. Çin lideri, 11 yıl aradan sonra ABD’ye yaptığı ziyarette, Başkan Donald Trump ile siyasi ilişkilerden, ekonomik ve ticari sorunlara, Tayvan meselesinden uluslararası ve bölgesel krizlere dek çok sayıda konuyu ele aldı.
Zirvede liderler, iki ülke ilişkilerini, daha önce Trump’ın mayıs ayında Çin’e yaptığı ziyarette üzerinde uzlaştıkları, “yapıcı stratejik istikrar” formülü çerçevesinde çatışma ve cepheleşme olmadan sürdürme konusundaki iradelerini vurguladı.
Dünyanın iki büyük gücünün liderlerinin buluşması, sembolik jestlerin yoğunluğuna karşın somut sonuçlar ve kalıcı çözümler bakımından zayıf bir sonuç doğurdu.
İki ülke ekonomi heyetleri, gümrük tarifeleri ve ihracat kontrolleri gibi ekonomik ve ticari anlaşmazlıklarda daha önce mutabık kaldıkları, 10 Kasım’da dolacak geçici uzlaşmanın süresinin Ocak 2027’ye uzatılması konusunda anlaşmaya vardı. Bu, ziyaretin tek somut çıktısı oldu.
Havalanında üst düzey karşılama
ABD Başkanı Donald Trump ve eşi Melania, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve eşi Pıng Liyüen’i, ülkeye varışlarında, Maryland eyaletindeki Andrews Hava Üssü’nde karşıladı.
ABD Başkanı ve eşinin, Çinli misafirlerini yaygın teamüllerin aksine havaalanında bizzat karşılaması, Washington yönetiminin Çin ile ilişkilere verdiği önemin ve Pekin’in dünyadaki artan gücünü ve etkisinin kabullenişinin göstergesi olarak yorumlandı.
Trump, Şi ile görüşmeleri öncesinde Çin ile “birlikte çalışmaya devam edecekleri” mesajını vererek, “Bugün alacağımız kararlar, önümüzdeki on yıllar boyunca barış ve refahı teşvik edebilir” ifadelerini kullandı.
İki büyük ülkenin cepheleşme yerine işbirliğini tercih ederek barış içinde bir arada yaşaması gerektiği mesajını veren Şi de, “Çin ve ABD, işbirliğinden kazanacak, cepheleşmeden kaybedecektir. Rekabetten kaçınmamıza gerek yok ancak bu sağlıklı olmalı, sınırlar içinde tutulmalı” dedi.
‘Tukidides Tuzağı’
Çin lideri, “Ordularımız düzenli diyaloğu sürdürmeli ve kriz iletişimi ile önleme mekanizmalarını iyileştirmeli. Böylece Tukidides tuzağının üstesinden gelebiliriz” ifadesini kullandı.
Şi’nin, iki ülke ilişkilerini tartışırken bir kez daha ABD’li tarihçi Graham Allison’ın, Antik Yunan tarihçisi Tukidides’in Sparta ve Atina kent devletleri arasındaki “hakim güç-yükselen güç” mücadelesine ilişkin tarihsel anlatısından hareketle bu mücadelenin kaçınılmaz bir çatışmaya dönüşüp dönüşmeyeceğini tartışırken kullandığı ‘Tukidides Tuzağı’ kavramına gönderme yapması dikkati çekti.
Çin Devlet Başkanı, Trump’ın mayıstaki Çin ziyareti sırasında da “Çin ve ABD, ‘Tukidides Tuzağı’ndan büyük güç ilişkilerinde yeni bir paradigma yaratabilir mi?” sorunu sormuştu.
Yapay zeka
Yapay zeka, zirvenin önemli konu başlıklarından biri oldu. Zirve öncesinde New York’ta görüşmeler yapan iki ülkenin ekonomi heyetleri, yapay zekanın oluşturabileceği risklere karşı bilgi paylaşımını ve olası tehditlere ilişkin erken uyarıyı içeren bir “yapay zeka diyaloğu” başlatması konusunda fikir birliğine vardıklarını bildirdi.
ABD’nin yapay zeka güvenliğine yönelik risklerin kontrol edilmesine odaklanan, Çin’in ise daha kapsamlı bir küresel yapay zeka yönetimi oluşturulmasını savunan yaklaşım farkları bugüne dek bir diyaloğun sürdürülmesine engel olmuştu.
Şi, yapay zeka alanında büyük güçler olan Çin ve ABD’nin, bu alanda rekabetin yanında işbirliği de yapabileceğine işaret ederek, “Her iki taraf da birbirine karşı savunmacı davranmak yerine karşılıklı güçlü oldukları yönleri öne çıkarabilir.
Yapay zeka konusunda diyaloğu sürdürebilir, riksleri ve faydalarına dair görüş alışverişinde bulunabilir ve kötüye kullanımını birlikte önleyebiliriz” değerlendirmesinde bulundu.
Çin lideri, yapay zeka teknolojisinde insan kontrolünün korunması, insan merkezli ve iyiliksever bir yaklaşıma bağlı kalınması ve yapay zekanın insan ilerlemesine hizmet ettiğinden emin olunması gerektiğinin altını çizdi.
Tayvan
Tayvan konusunda ülkesinin tutumunu yineleyerek, bu sorunun ulusal birliği ve toprak bütünlüğünü ilgilendirdiğini dile getiren Şi, Washington yönetimine, “Tayvan’ın bağımsızlığı konusunda doğru duruşa sahip olma”, Çin-ABD stratejik işbirliği ve ikili ilişkilerin gelişiminin temelini koruma çağrısı yaptı.
Çin’in topraklarının parçası olduğunu savunduğu Tayvan, 1949’dan bu yana fiili bağımsızlığa sahip bulunuyor. Çin ana karası ile Tayvan arasında iç savaşın ardından ortaya çıkan ayrılık ve egemenlik ihtilafı sürüyor. Pekin yönetimi, “tek Çin” ilkesini vurgulayarak, Tayvan’ın diplomatik ilişkiler kurmasına, Birleşmiş Milletler ve diğer uluslararası kuruluşlarda temsil edilmesine karşı çıkıyor, kendisini tanıyan ülkelerin Tayvan ile diplomatik ilişkilerini kesmesini şart koşuyor.
Son yıllarda Tayvan üzerindeki askeri baskıyı artıran Pekin yönetimi, Ada’nın ana kara ile yeniden birleşmesi için güç kullanımını dışlamayacağını vurguluyor.
Tayvan’ın da buna karşılık son yıllarda artan askeri harcamalarını artırdığı, ABD’den satın aldığı yeni silah sistemleriyle savunma kapasitesini güçlendirmeye çalıştığı gözleniyor.
Trump yönetiminin Tayvan’a büyük çaplı silah satışlarından rahatsız olan Pekin yönetimi, bunu sıkça dile getiriyor.
Şi’nin ABD’nin “Tayvan’ın bağımsızlığı konusunda doğru duruşa sahip olmasına” yaptığı vurgu, Washington yönetiminin Ada’ya silah satışından duyduğu rahatsızlığın ifadesi olarak yorumlanıyor.
İran
Trump ve Şi, zirvede Orta Doğu, Ukrayna ve Kore Yarımadası’ndaki durum gibi uluslararası ve bölgesel kriz konularında da görüş alışverişinde bulundu.
ABD ve İran’ın sorunları diyalog ve müzakere ile çözme yoluna geri dönerek nükleer sorun dahil kapsamlı bir anlaşmaya ulaşmalarını ve en kısa sürede barışa kavuşmalarını dilediklerini ifade eden Şi, “Çin, tüm ülkelerin egemenliğine ve güvenliğine saygı gösterilmesi gerektiğini savunuyor. Gerilimi düşürmek üzere daima yapıcı rol oynuyoruz ve tüm tarafları barışçı yola bağlı kalarak müzakerelerin ivmesini sürdürmeye teşvik ediyoruz” ifadelerini kulllandı.
Ekonomik ve ticari sorunlar
Şi’nin ziyareti, ekonomik rekabet konuları ve ticari sorunlarda daha önce varılan geçici uzlaşmaların sürdürülmesini sağlarken bu alanlarda şimdilik başka yeni sonuç doğurmadı. Taraflar, 10 Kasım’da süresi dolacak geçici uzlaşmanın süresinin Ocak 2027’ye uzatılması konusunda anlaşmaya vardı, ziyaretin tek somut çıktısı bu oldu.
ABD ile Çin arasındaki ilişkiler, Trump’ın ikinci iktidar döneminde bir tarafta Washington yönetiminin tarife artışları ve teknoloji alanındaki kısıtlamaları diğer tarafta Çin’in küresel tedarikin büyük bölümünü karşıladığı nadir toprak elementlerinin kontrolüne yönelik attığı adımlarla genişleyen bir dizi anlaşmazlıkta düğümlenmişti.
Şi ile Trump’ın geçen yıl ekimde Güney Kore’nin Busan şehrinde yaptıkları görüşmede taraflar ticari anlaşmazlıkları geçici olarak azaltmaya yönelik adımlar atmış, karşılıklı tarifelerin ertelenmesi, Çin’in nadir toprak elementleri üzerindeki ihracat kontrollerinin ve ABD’nin teknoloji alanındaki bazı kısıtlamaların askıya alınması konusunda anlaşmıştı.
Somut sonuçların zayıflığına karşın ziyaretin barışçı ve olumlu havası, dünyanın en büyük ekonomisine sahip iki ülkenin, ekonomik ve stratejik rekabetin sürdüğü bir arka planda, siyasi ilişkilerini istikrar içinde yürütme konusundaki fikir birliği içinde olduğunu gösteriyor.
İki ülke liderlerinin, bu yılın son aylarında Çin’in ev sahipliği yapacağı Asya Pasifik Ekonomik İşbirliği (APEC) ve ABD’nin ev sahipliğinde düzenlenecek Grup 20 (G20) zirvelerinde yeniden bir araya gelmesi bekleniyor.
